Tını, aynı yükseklik (perde) ve aynı şiddetteki seslerin, farklı kaynaklardan çıktığında farklı duyulmasını sağlayan sesin karakteristik özelliğidir. Bir piyanoyla bir kemanın aynı notayı çalmasına rağmen ayırt edilebilmesinin nedeni tınıdır. Bu yönüyle tını, sesin “kimliği” olarak tanımlanabilir.
Tını, bir sesin yalnızca ne kadar ince ya da ne kadar yüksek olduğuyla değil, nasıl bir karaktere sahip olduğuyla ilgilidir.
Tını, bir ses kaynağının titreşimi sırasında oluşan üst frekanslar (armonikler) ve bu armoniklerin şiddet dağılımı sayesinde ortaya çıkar. Her ses kaynağı, kendine özgü bir titreşim yapısına sahiptir ve bu yapı, duyduğumuz tınıyı belirler.
Sesin üretildiği malzeme, titreşim biçimi ve rezonans özellikleri tınıyı doğrudan etkiler.
Bir sesin temel frekansına eşlik eden üst frekanslar, tınının parlak, yumuşak ya da sert algılanmasını sağlar.
Sesin başlangıcı (atak), devamı ve bitişi, tını algısında belirleyici rol oynar. Aynı notanın farklı çalınma biçimleri tınıyı değiştirebilir.
İnsan sesi, telli çalgılar, nefesli çalgılar ya da elektronik kaynaklar; her biri farklı tını özelliklerine sahiptir.
Çalma veya söyleme tekniği (yaylı çalmak, vurmak, nefes kontrolü vb.) tını üzerinde büyük etki yaratır.
Bu nedenle tını, müzikte çeşitliliği ve zenginliği mümkün kılan temel unsurlardan biridir.
Tını, müziğin duygusal atmosferini doğrudan etkiler. Yumuşak ve sıcak tınılar sakinlik ve huzur hissi uyandırırken, sert ve metalik tınılar gerilim ve güç duygusu yaratabilir. Bu nedenle tını seçimi, müzikal anlatımın önemli bir parçasıdır.
Farklı müzik kültürleri, kendilerine özgü tını dünyalarına sahiptir. Kullanılan enstrümanlar ve ses üretim teknikleri, o kültürün müzikal kimliğini belirler. Bu yönüyle tını, kültürel bir imza niteliği taşır.